Kültür&Bellek

İlk bakışta kadın görmenin mümkün olmadığı Kadınlar Pazarı'nın adı neden Kadınlar Pazarı?

1 Temmuz 2026
İlk bakışta kadın görmenin mümkün olmadığı Kadınlar Pazarı'nın adı neden Kadınlar Pazarı?

İstanbul’un en nevi şahsına münhasır köşelerinden biridir Fatih’teki Kadınlar Pazarı. Unkapanı’na doğru süzülen tarihi Bozdoğan Kemeri’nin gölgesinde, adımınızı attığınız an sizi Siirt’in büryanı, Van’ın otlu peyniri ve kentsel bir taşra anlatısı karşılar. Ancak buraya gelen herkesin aklına er geç şu soru düşer: Sokaklarında, dükkanlarında, kahvehanelerinde neredeyse sadece erkeklerin oturduğu, dışarıdan bakıldığında tamamen erkek egemen görünen bu meydana neden ısrarla "Kadınlar Pazarı" deniyor?

Bu ismin arkasında, ne bir tesadüf ne de modern bir ironi var; aksine İstanbul’un toplumsal hafızasına kazınmış çok güçlü iki farklı tarihi hikaye yatıyor.

BİZANS'TAN KALAN ESRARENGİZ PAZAR

Tarihsel belgelere ve kentin nabzını tutan; kulaktan kulağa doğruluğu net olmayan bilgileri taşıma aracı olan fısıltı gazetesine göre ilk anlatı bizi Bizans dönemine kadar götürüyor. Söylentiye göre, o dönemlerde bu meydanda sadece kadınların ticaret yapmasına, kendi ürettikleri el emeklerini, dokumaları ve bağ-bahçe ürünlerini satmalarına izin veriliyordu. Hatta o günlerden kalan bu gelenek, Osmanlı döneminde de uzun süre varlığını korudu. Erkeklerin girmesinin hoş karşılanmadığı bu pazar, saray dışındaki kadının kamusal alanda var olabildiği, ekonomik özgürlüğünü eline aldığı nadir hafıza mekanlarından biriydi. Söylentilerden biri bizi bu kapıya çıkarıyor kısacası.

YOKSULLUK VE GÖÇ PERDESİ

Diğer ve çok daha güçlü bir tarihi veri ise rotayı Osmanlı’nın son dönemlerine, İstanbul’un sur dışından göç almaya başladığı yıllara kırıyor. O dönemlerde Anadolu’dan İstanbul’a gelen fakir köylü kadınlar, bahçelerinden topladıkları taze sebzeleri, meyveleri ve el işlerini satmak için Eminönü ya da Karaköy gibi büyük, kalabalık pazar yerlerine giremezlerdi. Hem oradaki büyük tüccarlarla rekabet edemezler hem de o dönemin sert sokak kuralları arasında ezilirlerdi.

İşte o kadınlar, kendilerine çok daha güvenli, korunaklı ve gözden uzak bir sığınak buldular: Bozdoğan Kemeri’nin altı. Çevre köylerden gelen yoksul kadınlar, mallarını buradaki taşların üzerine serer, sadece kendi aralarında örgütlenerek sessiz sedasız bir ticaret ağı kurarlardı. İstanbul halkı da taze ve ucuz sebze almak için kemerin altındaki bu kadınların yanına gelmeye başladı. Zamanla kentin lügatine bu bölge "Kadınların toplandığı pazar" yani Kadınlar Pazarı olarak geçti.

İSMİN KARANLIK YÜZÜ

Meydanın ismine dair anlatılar sadece yoksul köylü kadınların dayanışmasıyla sınırlı değil; kentin hafızasında çok daha gölgede kalmış, sert bir sosyo-politik katman daha var. Osmanlı döneminde yasal bir statüye sahip olan esircilik (köle ticareti) sisteminin izleri de bu meydana çıkıyor. O dönemlerde köle ticaretinin ana merkezi bugün Kapalıçarşı yakınlarındaki Tavuk Pazarı bölgesi olsa da, bu hareketlilik Bozdoğan Kemeri’nin altına, yani bugünkü Kadınlar Pazarı sınırlarına kadar uzanıyordu. Kentin bu kısmında, özellikle kadın esirlerin satıldığı pazar alanlarının kurulduğu biliniyor. Bu buram buram ataerki kokan geçmiş nedeniyle bölgenin lügatte uzun süre "Avrat Pazarı" olarak yerleştiği ve bugünkü ismin köklerinde bu karanlık köle ticaretinin de payı olduğu düşünülüyor.

ADI VAR AMA KENDİSİ YOK!

Cumhuriyet sonrasında, özellikle 1950'lerden ve 80’lerden sonra yaşanan büyük iç göç dalgasıyla birlikte pazarın çehresi tamamen değişti. Güneydoğu Anadolu bölgesinden gelen yoğun göç, burayı İstanbul'un ortasında küçük bir "Mezopotamya gastronomisi ve kültür vahasına" dönüştürdü. Esnaf profili değiştikten sonra, kadınların kurduğu o tarihi pazarın yerini sakatatçılar, peynirciler ve erkeklerin doldurduğu kahvehaneler aldı.

Bugün Fatih Kadınlar Pazarı, adıyla tezat oluşturan sosyo-politik yapısıyla kent sosyologlarının ve seyahat gazetecilerinin en çok ilgisini çeken tezatlardan biri. Sokaklarında yürürken burnunuza gelen tütün ve büryan kokusunun arkasında, aslında yüzyıllar önce bu kentin ekonomisine taşların üzerinde yön veren o bağımsız kadınların ayak izleri gizli. Sırf bu gizli katmanı ve tarihsel ironiyi hissetmek bile, oradaki bir bardak kaçak çayın tadını tamamen değiştiriyor.

Etiketler: Kültür&Bellek

Yorumlar (13)

D
DİYAR ATAY 2 hafta önce

Süper 🤩 gezmiş görmüş kadar olduk 🌿 devamını bekliyoruz 🫶

B
Berfin Bayram 2 hafta önce

Çok güzel bir yazı olmuş ellerinize sağlık☺️

C
Ceren Polat 2 hafta önce

Milyonlarca insanın yaşadığı bu metropol şehrin, arka tarafındaki yerel ve tarihi kültüre dair bilgilendirici yazı için teşekkürler Eda hanım. Diğer yazılarınızı merakla bekliyorum

Ö
Özer Müjdeci 2 hafta önce

Ne kadar güzel bir tanıtım olmuş,gitmiş kadar olduk şimdiden

R
Remzi Uslan 2 hafta önce

Benzer "ticaret" merkezleri ülkenin bir cok yerinde hala varlığını koruyor. Memleketim Diyarbakır'da Aşefçiler çarşısı adında bire bir kadınlar pazarıyla eşleşen bur yapı hala cok ama gercekten çok canlı bir ticaret alandır. Sokakta oturmuş ve kendi yetiştirdiği yeşillik vs leri satip 3 5 kuruş parayla eve döneceklerdir..yüreğine emeğine sağlık. Köle olarak satılan kadın pazarı ise yanılmıyorsam 50 li yillara kadar Üsküdar'da hala vardi.

A
Ali Narin 2 hafta önce

Merak edilen konuları aydınlatman güzel.sonraki yazılarını merakla bekliyorum

K
Kardelen 2 hafta önce

Harika bir anlatı olmuş. Kadınlar Pazarı isminin sadece Fatih'e özgü kalmayıp Türkiye'nin birçok bölgesinde yerel üretim, el emeği veya ticaret geleneklerine dayanarak var olması da bu kültürel mirası daha da anlamlı kılıyor. Emeğinize sağlık.

G
Gülsüm 2 hafta önce

Bugünün en maskülen meydanında böylesine güçlü bir tarihin saklı olması çok etkileyici. Yazı gayet akıcı ve başarılı, kaleminize sağlık.

D
Dilaver Balsever 2 hafta önce

Ne kadar hoş ve bilgilendirici bir yazı. Elinize sağlık.

S
Selin 2 hafta önce

Bir semtin adının ardındaki tarihi bu kadar akıcı ve merak uyandırıcı anlatmak gerçekten çok etkileyici olmuş. Çok başarılı ve keyifle okunan bir yazı elinize sağlık.

N
Naime 2 hafta önce

Merak ettiğim bir yerdi bilgilendirme için teşekkürler

U
Umut 2 hafta önce

Bilgileri anlaşılır ve akıcı bir şekilde sunmuşsunuz. Hem öğretici hem de keyifle okunabilecek bir yazı olmuş.

M
Mert 2 hafta önce

Bilgilendirici bir yazı olmuş elinize sağlık

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

Bültenime Abone Olun

En son haberler ve yazılarımdan haberdar olun